22 Mayıs 2016 Pazar

MELEKLERİ AĞLATAN ÇOCUK - Mehmet Furkan Şaşma



"Bi'iyilik Yap Akçakoca" Kompozisyon yarışmamızı Karaman'dan duyup, yazdığı hikayeyi bizlere yollayan M.Furkan Şaşma'ya teşekkürlerimizle...

 MELEKLERİ AĞLATAN ÇOCUK
 
Karşılıksız sevdim mutfak penceremizin altını bekleyen sarı kediyi. Önüne döktüğüm bir bardak sütün, verdiğim bir kap suyun hesabını asla tutmadım.  Onun bana güvenmesiydi bu işin güzelliği. Dizlerimin dibine benden korkmadan, ürkmeden sokulabilmesiydi. Beni kendisine yakın kılabilmesiydi. Benden olabilmesiydi. Ne garip, kelebeğin kanadından ürken o sarı kedi, bir zamanlar hiç tanımadığı beni, şimdi koruyucusu gibi görüyor. En dara düştüğü zamanlarda gelip dizlerimin ardına saklanıyor. O bana her sokulduğunda biliyorum ki, ak yüreğim meleklerin katında daha bir aklanıyor. 


Yılların yorgunu yaşlı bir teyzenin kolları, bu pazar poşetlerini taşıyası değil. Hiç tanımadığım o teyzenin ellerinden poşetlerini alıp, gideceği yere kadar yardım edebileceğimi söylediğim zaman, biliyorum ki melekler beni alkışlıyorlar. Teyzenin dudaklarından dökülen dualar bir çoban çeşmesinin serin suyuna benziyordu. Bıkmadan usanmadan taşıdım. Yoruldukça insan olduğumu anladım. Yoruldukça sevdim kendimi. Bir gün kimsem yok benim yavrum dedi, ağladı, ne garip hiç tanımadığım kadına ben de ağladım. Hayatımın en güzel sürprizlerinin sebebini ben bu kadının dualarına bağladım. 


En çok paylaşmayı sevdim.  Bir dağ köyünün ürkek çocuklarına, kullanmaya kıyamadığım oyuncaklarımı verdiğim zaman büyüdüm ben. Kırmızı kamyonumu, uzaktan kumandalı arabamı, ışın tabancamı, pelüş ayıcıklarımı bir başka çocuğun kollarında gördüğüm an ve o çocuğun tebessümüne şahit olduğum an büyüdüm. Meğerse paylaşmak denen olgu ne güzelmiş. Meğerse tebessüm ettirebilmek ne kadar mutluluk vericiymiş. Gülümse sen ey çocuk. Herkeslerden çok senin hakkın var buna. Sen gülümsedikçe bahar gelecek, cemreler düşecek başımıza. Sen gülümse çocuk, o zaman karanlıklar birer birer gömülecek aydınlığa. Sen gülümse çocuk, nehirler çağlayacak sen güldüğünde, göllere yakamozlar düşecek.  Ak güvercinler konacak pencerelerimizin pervazlarına 
Ekmeğimin kırıntılarını koydum duvarların üzerine. Kuşlar o yüzden şakıdı durdu bahçemde. İyilik kelimesi bayraktar oldu, başı çekti gönül lehçemde. Ne bir susuzluğu oldu ağaçların, ne de çiçekler ağladı benim yanımda. Bana yaratılanı hoş gördük, yaratandan ötürü diyen Yunus Emre’nin ölümsüz sevdaları mihmandar oldu hep. Onun gözüyle baktım cihana. O yüzden baktığım her şey, gördüğüm, duyduğum her şey şiir oldu bana.  

                Özgürlüğü öğrettim gün yüzü görmemiş bir köpeğe.    Doğduğu günden bu yana hiç dışarı çıkarılmadığını, hep demir parmaklıkların arkasına hapsedildiğini duyduğum o köpeğin gözlerinde görmüştüm hüznü. Sanki beni buradan çıkar der gibiydi. Benim de hakkım var deli taylar gibi gezmeye diyordu sanki. Yürüdüğümden, koştuğumdan hicap etmiştim o an. Günlerce ekmek getirdim, günlerce elimi uzatarak dokundum başına. Gideceğim zaman gitme dercesine ses çıkaran o köpeğin özgürlüğü için dil döktüm sahibine. Sen gezdiremiyorsan senin yerine ben gezdireyim diye yalvardım. İlk kez yürüyordu bu şehrin sokaklarında. Dünyayı ilk kez bu kadar yakın görüyordu. İlk kez kokladığı çimler, ilk kez yuvarlandığı toprak.  Onun özgürlüğe olan bu hasretliği benim yüreğimi dağlıyordu. O özgürlüğünü yaşadıkça gökyüzündeki tüm melekler ağlıyordu. 
Ben böyleyim işte. Melekleri ha bire ağlatan haşarı bir çocuğum.   Kaf dağının ardında devlerin olduğuna inanan ve o dağların ardına sefer etmeye hazırlanan çocuğum ben. Anka kuşlarının sırtına binmişliğim var benim. Kırmızı başlıklı kızla gezmişliğim. Keloğlanın saçları var aslında. Külkedisinin gözyaşlarını görmüşlüğüm var benim. Yedi yücelerin sofrasına ben de oturdum. İnatçı iki keçiyi düştükleri dereden kurtaran benim. Ağustos böceğine zemheride kapısını kapatan karıncaya kızgın, karganın ağzından peynirini kapan tilkiye dargınım.   Yıldızlarla tanışıp saçlarıma taç yaparım onları. Güneşle konuşurum. Ayın şavkını davet ederim akşamları bahçemize. Her çiçeğin adı var bende. Gökte uçan bütün kuşlarla tanışığım. Bulutlar yoldaşımdır. Dünya yüzünde gelmiş gelecek bütün çocuklar kardeşim. Gökkuşağından ip yapar sek sek oynarım yağmurların altında. İpin bir ucunu bir kıtadan tutarlar bir ucunu diğer kıtadan. Bize böyle öğretilmişti. Gökkuşağını paylaşmayı öğrendik atadan. 
Bozkırın ortasında küçük bir şehirde yaşıyorum. Yaşça herkesten küçük ama yürekçe çoğu kişiden büyüğüm ben.  Bakmayın siz çocuk yaşıma benim.  Yüreğimde büyük sevdalar taşıyorum. Bu küçük yüreğe ne dağlar sığdırdım ben, ben bile şaşıyorum. Sevdalarımla yol aldım ben, sevdalarımla yaşıyorum. Dünya yüzünde hiçbir insanın hiçbir canın acı çekmesine razı gelmiyor yüreğim. Yananla nedense ben yanıyorum. Üşüyenle ben üşüyorum. Bir damla gözyaşı düşerken gözlerden, ben de uçurumlardan düşüyorum 
İnsan olmam bunu gerektiriyor. Bir yürek taşımam bunu gerektiriyor. Sevmem sahiplenmem korumam ve ezdirmemem gerekiyor. Sevginin penceresinden baktığım zaman her şey daha bir güzel gözüküyor gözlerime. Dünya daha yaşanılası geliyor. Nefes daha bir çekilesi yüreklere.  Keşke herkesin yüreği o sevgiden nasibini alsa. Kimi vakit haber bültenlerinde yazılı basında gördüğüm haberler karşısında hayrete düşer oluyorum. İnsan bu kadar mı gaddar olabilir, bir insan bu kadar mı vicdan ve merhametten yoksun olabilir.  Bir kediye tekme atarak öldüren bir insanın kendi çocuğunu nasıl seveceğini merak ediyorum.  Ne yaparsa yapsın, suçu ne olursa olsun eziyet ve işkence hiçbir hayvana hak değil. Kuyruğuna teneke bağladıkları kedinin feryadına gülüp eğleniyorsa çocuklar ben çocuk olmak istemiyorum.   
           Siz hiç gözlerine baktınız mı onların. Siz hiç başlarını sıvazladınız mı sevgiyle. Masumiyetlerinden başka hiçbir günahları olmayan hayvanların da bir canı var. Onların da damarlarında kan akıyor.  Sizin elinize bir diken battığında nasıl yanarsa canınız onların da yanar canları. Siz yaranız varsa sardırırsınız. Onların yarasını ya toprak ya çamur kapatır. Siz feryat ederseniz canınız yandığında söze dökersiniz. Onlar kuytu bir köşede için için ağlarlar olmayan dilleriyle.  Hiçbir canın son nefesini insanlığa ve insanoğluna nefret duyarak vermesini istemiyorum ben.  

   Her şeye rağmen yitirmedim umudumu. Bu can bende oldukça penceremin pervazına konan kuşlara verecek ekmeğim vardır elbet. Mutfak penceremizin altını bekleyen o ürkek sarı kedinin soframdan alacağı payı daimdir.  Ben yine kurumuş ekmeklerimizi köye giderken asfaltın kenarına bırakacağım Lafonten’in tilkilerine.  Dilerim ne ağustos böcekleri evsiz kalsın kara kışta. Ne de karıncalar boş çevirsin kapısına geleni.  Dilerim hep olsun mutluluk olsun ve hep olsun ağlayanların gözyaşlarını sileni. Sevgi başımızda taç, sevgi derdimize en köklü ilaç olsun. Sobanızın kenarında kıvrılıp yatan o kedinin gözleri olsun aydınlığınız ve güzelliğiniz.     
Dünya yüzünde kötü olan bütün duyguların ellerini bağlatacağım. 
Söz verdim kendime melekleri ben daha çok ağlatacağım.  

Yazan : Mehmet Furkan Şaşma

Okul: Karaman M. Hatun Ortaokulu   
Sınıf: 8 



18 Mayıs 2016 Çarşamba

Çocukların kocaman yürekleri var...


Bi'iyilik yap Akçakoca projesini anlattık çocuklara. Küçük bir ışık tutmaktı bizim çabamız. Sürekli test çözmeye zorlanan çocuklara, insan olmanın birincil şartının bir başkasına yardım etmekten, iyilikten geçtiğini anlatmaya çalıştık, dilimiz döndüğünce...


Cumhuriyet İlkokulu'ndan Zeynep Ceren Cellat yazmış...


    O   GÜNKÜ  DOHAYCAN 
     Sabah okula gittiğimde duydum ki  ‘ DOHAYCAN DERNEĞİ’  gelmiş. Dohaycan Derneği ‘ o gün ‘İYİLİK YAP,İYİLİK BUL’ çalışmasını başlattı.Biz de diğer gün sınıfça bir iyilik çalışması yaptık ve kuşlar için kuş kafesi hazırladık.On sekiz tane kuş kafesimiz oldu.Bu  kuş kafeslerini okuldaki bütün sınıflara armağan ettik.Müdür ve müdür yardımcına da verdik.Eminim herkes mutlu olmuştur. 
     Ben de o gün ‘İyilik yap,iyilik bul’ çalışmasını unutmadım.Artık ben de iyilik yapıyorum.Kışın üşüyen hayvanlara yuva yapıp,yemek vermeye dikkat ettim.Arabaların ezdiği kedileri,köpekleri  alıp köşeye koyuyorum;  çünkü o günkü ‘İyilik yap,iyilik bul’ çalışmasını unutmadım. 
   Geçen gün arabanın çarptığı bir köpeği  bizim evin oradaki veteriner Ömer abiye götürdüm. O hayvanı iyileştirmesini istedim.Ömer abi hayvanı iyileştirdi ve o köpeği bana hediye etti.Şimdi çok daha mutluyum.Öğrendim ki ‘İyilik yaparsak,iyilik buluruz’. 

                                  
                                  AKÇAKOCA  CUMHURİYET   İLKOKULU 
                                              4/B SINIFI ÖĞRENCİSİ 
                                              ZEYNEP  CEREN  CELLAT 

25 Mart 2016 Cuma

DÜZCE İLİ HAYVANLARI KORUMA KURULU TOPLANTISINDAN ÖNCE STK'LAR ORTAK KARAR ALDI.





Düzce’li Hayvanseverler Bir araya geldi.

“Sokak Hayvanları Sorununu çözmek için daha ciddi adımlar atılmalı”

Düzce İli’nde hayvan hakları üzerine faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları İl Hayvan Hakları Kurulu’nun toplantısından önce bir araya gelerek; Düzce İli’nin pilot bölge seçilmesini, İl Hayvan Hakları Kurulu’nun çalışmalarını hızlandıracak bir alt komisyon oluşturulmasını da kapsayan öneri paketini İl Hayvan Hakları Kurulu’nda tartışmaya açtı.

Düzce Sokak Hayvanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Halil Albayrak, Dohaycan Derneği Başkanı Derya Çolpan, Düzce Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Filiz Atığ,  Çevre ve Yaşam Hakkı Platformu Sözcüsü ve Haytap Temsilcisi Neşe Kulak’ın Düzce ili genelinde çözüm bekleyen sorunları kamuoyu ile paylaşarak destek istediler.




24 Mart 2016 tarihinde saat 14:00’de Düzce Vali Yardımcısı Sayın Salih Karabulut Yönetiminde yapılan İl Hayvan Hakları Kurulu Toplantı’sında  Düzce İli, İlçeleri ve Komşu illerdeki sorunlar görüşüldü ve aşağıda STK’ların ortak karar aldığı bir çok konu tartışıldı ve gerekli adımların atılması için karar verildi. 




Üç ay önce İl Hayvan Kurulu’nda “yeterli ilerleme sağlanamadığı için Belediyelerin üst düzeyde; Başkan veya Yardımcıları düzeyinde temsil edilmesi önerilmiş ve Belediye Başkanlarına haber verilmişti. Toplantıya Akçakoca Belediyesini temsilen Başkan Yardımcısı Suat Madenci ve Beyköy Belediyesini temsilen de Başkan Yardımcısının katıldığı, diğer belediyelerden ise katılımın olmadığı görüldü.

Alt Komisyon oluşturma kararı hayata geçirilirse; komisyon üyeleri ildeki sorunları daha sık aralıklar toplanarak görüşecek ve belediyeleri, köyleri, kurumları ziyaret ederek destek isteyecek.

Komisyonun toplanma ve çalışma koşulları daha sonra kurula katılanlar tarafından belirlenecek.




Yukarıda açıklanan Sivil Toplum Örgütleri çözülmesini bekledikleri sorunları  madde, madde açıkladılar:

DÜZCE İLİ VE ÇEVRESİ PİLOT BÖLGE SEÇİLEREK; SOKAK HAYVANLARININ SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİ İÇİN ACİL ÖNLEMLER VE ÇALIŞMALAR YAPILMALIDIR.

5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasası ‘nın 5. 6. Ve 7. Maddeleri ‘ne dayanarak; ilimizdeki tüm sorumlu kurumları göreve çağırıyoruz.

İlimizdeki “İl Hayvan Koruma Kurulu” üç- dört aylık aralıklarla toplanmakta, fakat bölgemizdeki sorunlar yeterince konuşulamadan, çözümler tartışılamadan toplantı sona ermektedir.

Bizler  ilimizdeki kurulun 6. Maddede tanımlanan tüm görevleri yerine getirmek için aktif çalışmasını istiyoruz. Özellikle;   h) fıkrasında;  “ İl sınırları içinde, hayvanların korunmasına ilişkin sorunları belirleyip, koruma sorunlarının çözüm tekliflerini içeren beş/on yıllık plan ve projeler yapmakla, yıllık hedef raporları hazırlayıp Bakanlığın uygun görüşüne sunmakla, Bakanlığın olumlu görüşünü alarak, hayvanların korunması amacıyla her türlü önlemi almakla,yükümlüdür” denilmektedir. Var olan durum göstermektedir ki,  bugüne kadar  sorunların çözümü için gereken adımlar atılamamıştır.

Sokak hayvanları sorununu,  Düzce ili ve ilçelerinde sağlıklı olarak çözmek için; başta Düzce Valiliği olmak üzere; Orman Su İşleri, Düzce Belediyesi, İlçe Belediyeleri ve Kaymakamlıklarının  ortak bir çalışma programı oluşturarak; “Kısırlaştır, Aşılat, Yaşat” çerçevesinde  çalışmalar başlatmalarının çok önemli olduğunu, böyle bir çalışmanın diğer illere de örnek olacağını düşünüyoruz.

Öncelikle yapılması gerekenler :

1-KISIRLAŞTIR, AŞILAT, YERİNDE BIRAK, YAŞAT

Düzce ili genelinde sadece 2 barınak bulunmaktadır. Biri Akçakoca’da, diğeri Düzce Merkezdedir.  Bu durum, Sokak hayvanları ile ilgili hiçbir çalışma yapmayan belediyelerin yasa dışı olarak;  kendi bölgelerindeki hayvanları itlaf ettikleri, ya da kendi ilçe sınırları dışına çıkardıkları söylentilerine yol açmaktadır. Bu nedenle;

a)      Var olan Düzce ve Akçakoca Barınakları daha sağlıklı koşullara kavuşturulmalı; Barınak yerine REHABİLİTASYON MERKEZİ’ne dönüştürülmelidir.

b)       Düzce Belediyesi’nde kısırlaştırma çalışmaları düzenli olarak yapılmalı, tamgün çalışan veteriner bulundurulmalıdır.

c)       Akçakoca Belediyesi Veterinerini tam gün olarak barınağa tahsis etmelidir.

d)      Veteriner almayan ve kısırlaştırma yapmayan belediyeler, veteriner veya veterinerlik hizmeti alımları için yönlendirilmelidir. Barınağı olmadığı halde hayvan toplayan belediyelere ağır cezalar uygulanmalıdır.

e)      Bölgedeki popülasyonu önlemek için Tarım İl ve İlçe Veterinerleri ile birlikte köylere kadar gidilerek kısırlaştırma yapılmalıdır.

 

2- KEDİ, KÖPEK ÜRETİMİNİN VE SATIŞININ YASAKLANMASI



a)      İlimizde kedi, köpek satışına ve üretimine izin verilmemeli, önceden izin verilmiş olan işletmeler varsa, izinleri iptal edilmelidir. 

b)      Belediyelerin kayıt altına alma görevlerini yerine getirmeleri için gereken ne varsa yapması sağlanmalıdır. 


3- BELEDİYELER SOKAK HAYVANLARI İÇİN BESLENME ODAKLARI OLUŞTURMALI

a)      Belediyeler  Sokak Hayvanlarının Beslenmesi için Beslenme Odakları oluşturmalıdırlar.

Bununla ilgili dayanağımız 5199 Sayılı Yasa’nın Uygulama Yönetmeliğinin 21. Maddesidir.

            “  MD 21- d) Geçici bakımevlerinde on gün süre ile gerekli duyurular yapıldığı halde sahiplendirilemeyen hayvanlar kontrolleri, aşıları ve tıbbî müdahaleler ile kısırlaştırılmaları yapıldıktan ve operasyon yaraları kapandıktan en az yedi gün sonra kayıt altına alınıp, müdahale görmüş olduklarını gösteren işaretleri üzerlerinde olacak şekilde veteriner hekimin onayıyla alındıkları ortama geri bırakılır. Bu ortamlarda belediyeler, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde besleme odakları kurar ve hayvanların beslenmesine yardımcı olur. Hayvanlar, hiçbir suretle ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılmaz.”

Denilmesine rağmen; Bölgemizde çok sayıda hayvanın ormanlık alanlara bırakıldığına tanık olmaktayız. Hayvanların ormanlık alanlara atılmasına ya da yasa dışı olarak öldürülmelerine  karşı gerekli önlemlerin alınmasını, hayvanların o ilçeden başka ilçeye yasa dışı olarak taşınmalarına son verilmesini  ve Beslenme Odaklarının bir an önce oluşturulmasını istiyoruz.

b)      Gönüllülerle işbirliği yapılmalı, besleme noktalarında birlikte çalışılmalıdır.



                4- AFİŞ, GÖRSELLER VE EĞİTİMLERLE HALKIN BİLİNÇLENDİRİLMESİ

a)      Belediyeler, Orman Su İşleri ve Hayvan Koruma Dernekleri  birlikte şehrin görünür yerlerine Sokak hayvanlarının kendilerinin denetiminde olduğunu belirten  bilgilendirici afişler asılmalıdır.

b)      Okullarda, Halk Eğitim Merkezlerinde; Sokak hayvanları ile ilgili olarak bilgilendirmeler yapılmalı, hayvan fobisi olanlara bu korkularını nasıl yenebilecekleri anlatılmalı, gerekirse psikolojik destekler verilmelidir.  

5-  İl HAYVANLAR KORUMA KURULU ALT KOMİSYONU OLUŞTURULMALI

Projelerin hazırlanması, uygulamaya geçilmesi için İl Hayvan Koruma Kurulu’nda alt komisyon oluşturulmalıdır.  Bu komisyonda; Veteriner Hekim Odası başkanı, Orman SU İŞLERİ temsilcisi, Tarım md temsilcisi ve STK temsilcileri yer almalı,

Komisyon ilçeleri ziyaret ederek, 5199 sayılı yasa çerçevesinde belediyelere yol göstermeli, proje desteği vermelidir.

Sonuç olarak; Hem toplum sağlığını korumak, hem de dilsiz, günahsız hayvanların zarar görmesini engellemek için; yapılması gereken en önemli adım; KISIRLAŞTIRMA’DIR.   Bölgemizde “KISIRLAŞTIR, AŞILAT, YERİNDE BIRAK YAŞAT” Projesinin hayata geçirilmesi ve beslenme odaklarının oluşturulması ile birlikte popülasyon kontrol altına alınacaktır. Kısırlaştırılmış, aşılı hayvanlar karınları da tok olunca, yemek bulmak ve çiftleşmek için dolaşmayacak, bulundukları yerde mahalle sakinleri ile birlikte barış içinde yaşayacaklardır.

Gelişen, büyüyen ve vicdanlı insanların yaşadığı Düzce İlimizde bu projenin hayata geçirilebileceğine inanıyor,  tüm kurumları göreve çağırıyoruz.



Düzce Sokak Hayvanlarını Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Halil Albayrak, Dohaycan Derneği Başkanı Derya Çolpan, Düzce Hayvanları Koruma Derneği Başkanı Filiz Atığ,  Çevre ve Yaşam Hakkı Platformu Sözcüsü ve Haytap Temsilcisi Neşe Kulak

7 Mart 2016 Pazartesi

KADINLAR, KADININ KURTULUŞU İÇİN BİR OLMAK ZORUNDA



ÜLKEMİZİN TÜM KADINLARI, BİR OLMAK ZORUNDAYIZ.


Kadın cinayetlerinin engellenemediği, katillerin, tecavüzcülerin hala iyi hal indirimleri almaya devam ettiği bir ortamda bir 8 Mart Dünya Kadınlar Günü daha geldi. Daha geçen yıl, Özgecan kızımız üzerinden kadın cinayetlerini protesto etmiştik. Ama o cinayetten bugüne kadar bir şey değişmedi. Birçok kadın, ağırlıklı olarak, tanıdıkları adamlar tarafından öldürüldü, şiddete maruz kaldı.



Böylesi kara haberler gelmeye  devam ederken, kadınların birbirlerinin elini tutmaktan başka kurtuluş çaresi yoktur.


Dohaycan Derneği olarak; kadınların kurtuluşunun dayanışmadan, birlikte iş üretmekten geçtiğine inanıyoruz. Derneğimizin amaçlarından biri olan kadının kurtuluşu için projeler üretmek ve birlikte ürettiğimiz projeleri hayata geçirmek istiyoruz.
Kadın girişimciliği için verilen desteklerin ihtiyaç sahiplerine ulaşması için çalışmalar yapmak, kadınları cesaretlendirmek istiyoruz.   Çünkü biliyoruz ki, kadın ekonomik özgürlüğünü kazanmadan, kendi yaşamı ile ilgili kararları veremez.
Kadına yönelik şiddetin durdurulması, çözülmesi gereken en önemli sorun olarak önümüzde durmaktadır.  Fiziksel veya sözel şiddetin önlenmesi için eğitim kurumlarından başlayarak, özel ve kamu iş yerlerinde bilinçlendirme çalışmaları yapılmalı, aile içi eğitimlere ağırlık verilmelidir. Devlet ve STK’lar ortak çalışmalarla şiddete karşı yoğun bir kampanya başlatmalıdırlar. 


Şiddet Mağduru olan Kadın ve Çocukların sığınma evlerinin sayısı arttırılmalı ve kadınların sosyal yaşama hazırlanma çalışmaları genişletilmelidir. Şiddet uygulayanlara ise indirim yapmak yerine, caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.
Kadınlar, kendileri gibi giyinmeyen kadınları da aralarına almalı, erkek zihniyetinin uyguladığı şiddete,  giyilen kıyafetlerin bahane edilmesine sessiz kalmamalıdır. Biz biliyoruz ki Ezici erkek şiddeti, gün gelir mini eteği bahane eder görünürken, ayak bileğinizi fetiş objesi olarak öne çıkarabilir.  Bizler bir kadın “HAYIR”dediğinde, bunun gerçekten HAYIR anlamına geldiğini her fırsatta ifade etmeliyiz.
Kadınların iş hayatına rahatça katılabilmeleri için; işyerlerinde, belediyelerde sosyal çocuk kreşlerinin olması gerektiğini düşünüyoruz. Yarım gün doğum izni yerine, işyerine yakın kreşlerin olmasını, çoğaltılmasını istiyoruz. Doğum sonrası çocuk bakım hizmetlerinin babalar için de eşit olarak uygulanması gerektiğini düşünüyoruz.
8 Mart Dünya Kadınlar gününde; Dohaycan Derneği olarak bir kez daha hatırlatıyoruz;
-          Kadına Yönelik şiddete son verilmesi için gerekli önlemler alınsın,
-          Kadın Cinayetleri Durdurulmalı!
-          İşyerlerine kreşlerin açılması zorunlu olmalı,
-          Şiddet uygulayanlara, adli, psikolojik, her türlü destekler verilmeli, tedavi olmadıkça kadına ulaşımı engellenmelidir.