21 Aralık 2018 Cuma

BARINAKTA 2018 KIŞ HAZIRLIĞI


Akçakoca Geçici Barınağı, barınak kriterlerine uygun olmadığı için, hayvanlar için yaşam şartlarını biraz da olsa iyileştirmek amacıyla; yaz ve kış sezonuna girmeden her yıl küçük dokunuşlar yapmaya çalışıyoruz. Bulduğumuz çözümler ucuz maliyetli ve ancak günü kurtarmaya odaklı olduğu için kısa süre işe yarıyor ve her seferinde tekrar baştan başlamak durumunda kalıyoruz. 
Bu yıl da kış iyice bastırmadan soğuk havayı önlemek için belediyemiz tarafından alınan brandaları padokların önüne gerdik.  

Belediye Veterineri Ufuk Göktaş çalışmaları ve eksikleri kontrol ederken...


Kış hazırlıklarına katılan Dohaycan Derneği Gönüllüleri'ne, Barınak Çalışanları Kaan Çakaloğlu ve Hasan Yavuz'a teşekkür ederiz.



Kış hazırlıkları devam ederken hasta ve yaralıların tedavi ve bakımları yapıldı. Carrefoursa'dan alınan günü geçmiş yiyecekler köpeklere verildi.

Kış hazırlığı önümüzdeki hafta devam edecek. Kulübeler yerleştirilecek, açık kalan kısımlar branda ile kapatılacak ve orta alana yemeklerin yağmur ve kardan etkilenmemesi için raylı bir çatı sistemi yapılacak. 

Kışın daha iyi beslenmeleri gerekiyor. O yüzden duyarlı insanlardan barınağa mama bağışlamalarını bekliyoruz. 

www.temizmama.com adresinden barınaklara bağış bölümüne girerek derneğimize mama bağışlayabilirsiniz.

Başta Veterinerimiz olmak üzere katılan herkese teşekkür ederiz. 

Dohaycan Yönetimi


11 Kasım 2018 Pazar

"CAN VERİRİZ, CANLARIMIZI VERMEYİZ"

Türkiye çapında eş zamanlı basın açıklaması 11/11/2018- saat:14:00


DEĞERLİ BASIN MENSUPLARI ve HAYVAN DOSTLARI

Şu anda saat 14.00'de, yurt çapında, 69 şehirde yapılmakta olan eş zamanlı basın açıklamasında, hayvanların duyulmayan çığlığını duyurmak için binlerce CAN DOSTU ile birlikte meydanlardayız ve hep birlikte "CAN veririz ama CANLARIMIZI vermeyiz" diye haykırıyoruz.

Geçmişte hayvanlar için vakıflar kuran, birçok dünya ülkesinden önce hayvana şiddete yaptırımlar getirmiş olan, hayvana merhamette dünyaya nam salmış olan toplumsal belleğimizi yok sayarak, âdeta toplumumuza ihanet edermişçesine, hayvanları SÜRGÜN, ESARET ve ÖLÜMLERE mahkum etme belediyeler tarafından, Tarım ve Orman Bakanlığı desteği ile sürdürülüyor. 

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın, hayvanlara yönelik şiddet ve işkencelerin artması karşısında, yasanın TCK kapsamına alınması ve hayvanlar için daha iyi koşulların sağlanması bağlamında "Bu yasa hâlâ neyi bekliyor? Bir an önce çıkartın" talimatını FIRSAT bilen Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları, yine HAREKETE geçip, sokak hayvanları için KATLİAM maddelerini Hayvanları Koruma Kanunu'nu değiştirmek için tasarılarına eklediler.

Bırakın Anadolu'yu, Ankara'da bile bir tek belediyenin ölüm kampı barınağına gitmemiş olan, uygulamalardan ve ölüm koşullarından habersiz bakanlık bürokratları, kapalı kapılar ardında STK'lardan ve kamuoyundan gizleyerek bu KATLİAM KANUN TASARISINI ölüm maddeleri ile Cumhurbaşkanlığı'na ve TBMM'ye sunma hazırlığındalar.

Belediye bütçelerine resmen ZEHİR ve KIYMA parası konarak sokaklardaki hayvanların zehirlenerek öldürüldüğü ülkemizde, 2004 yılında çıkartılan Hayvanları Koruma Kanunu ile, sokak hayvanı sayısının zehirleyip öldürerek değil, bilimsel ve tıbbi koşullarda KISIRLAŞTIRMA operasyonları ile kontrol altına alınması hükme bağlandı. Fakat Ankara, İstanbul ve İzmir gibi en büyük belediyeler bile, kanunu uygulamadıkları gibi, büyük önem taşıyan 6. MADDE hükmü olan KISIRLAŞTIRMAYI yapmadılar, hayvan sayısı artıp vatandaş şikayet ettikçe, hayvanları toplayıp öldürüp yok ettiler; ölüm barınaklarında esir ettiler; dağa, taşa, ormanlara ve başka ilçelere attılar.

Tarım ve Orman Bakanlığı, UYGULANMAYAN KANUNU UYGULATMAK ve görev yapmayan belediyelere GÖREV YAPTIRMAK yerine, hayvanlara ŞİDDET ve VAHŞETİN durması için kanunun TCK'ya alınması her gündeme geldiğinde, 6. MADDEYİ değiştirip, SÜRGÜN- KATLİAM maddelerini tasarıya ekleme çabasına girmektedirler.

Önce 100.000'lerce hayvanı toplayıp, ormanlarda oluşturulacak dev açık hava hapishanelerine doldurma ve sonraki dönemde yine 100.000'lerce hayvanı şehir dışlarındaki beslenme alanlarına sürgün etmeyi içeren tasarılar, o dönemde başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanımız'ın talimatları ile durduruldu.

Şimdi ise, "İZLE-DENETLE" kılıfı altında 100.000'lerce hayvanın DEVASA TOPLAMA KAMPLARINA kapatılmasını içeren YASA TASARISININ KATLİAMLAR getireceğini ve bunun yanında sokak hayvanı sayısında da artışlara sebep olarak kırsalda yaşayan halktan gelen şikâyetleri çözmekten ziyade büyüteceğini Sayın Cumhurbaşkanımız'a duyurmak istiyoruz.

Önerilmesi bile insanlık suçu olan SÜRGÜN ve KATLİAM yasasına karşı, 300'den fazla STK, gurup ve platformdan oluşan Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu olarak, tek yumruk olarak meydanlardayız. Bu yasa tasarısının TBMM'ye sunulmaması için "KATLİAM YASA TASARINA HAYIR! CAN VERİRİZ, CANLARIMIZI VERMEYİZ" diye bir kez daha haykırıyor, tasarının STK'ların görüşlerinin de alınarak hazırlanmasını, Anadolu'nun merhamet geleneğine uygun, çağdaş ve dünyaya örnek bir hayvan hakları kanunu için taleplerimizi kamuoyuna sunuyoruz.  

TALEPLERİMİZ:

1. Kanun, Türk Ceza Kanunu kapsamına alındığında İŞKENCE, TECAVÜZ, ÖLDÜRME SUÇLARININ cezaları 2 yıl 1 aydan başlamalı.

2. Sahipsiz hayvanların KISIRLAŞTIRILMALARI ve ALINDIĞI YERE BIRAKILMASINI esas alan 6. MADDE kesinlikle DEĞİŞTİRİLMEMELİ, belediyelerce UYGULANMASI sağlanmalı.

3. Kanunu uygulamayan belediyeler üzerinde Tarım ve Orman Bakanlığı'nın İDARÎ YAPTIRIMI olmalı ve hayvana şiddet, vahşet uygulayan belediye görevlileri de TCK'ya göre CEZA kapsamına alınmalıdır.

4- Hayvanat bahçeleri, sirk, yunus parkları, deney laboratuvarlarında esir edilen ve yük taşıtma, dövüş, avcılık gibi amaçlarla kullanılan ve her türlü insan menfaati amacı sömürülen hayvanlar üzerindeki VAHŞETLERE ve ZULME son verilmeli, internet-petshop-üretim çiftliklerinden hayvan ÜRETİM ve satışları EN AZ 5 YIL SUREYLE yasaklanmalı, evcil-yaban hayvanlarının ithalat ve ihracatı durdurulmalıdır. 

5. Tehlikeli olarak tanımlanan hayvanların, kısırlaştırılıp belediyelelere kayıtları yapılarak sahiplerine verilip düzenli kontrolü sağlanmalı, üretim ve dövüşlerde kullanılan köpekler de kısırlaştırılıp oluşturulacak özel bakımevlerinde rehabilite edilmeli ve uygun durumda olanlar yuvalandırılmalıdır.
Hayvan Hakları İzleme Delegasyonu Ortak Basın açıklaması









5 Ekim 2018 Cuma

GÖNÜLLÜLÜLERE HAYVANLARA İLK YARDIM EĞİTİMİ VERİLDİ.

Dohaycan Derneğinin 3 ay önce Akçakoca Belediyesi Veteriner Hekimi Ufuk Göktaş'a "Hayvanlara İlk Yardım" eğitimi için yapmış olduğu başvuruyu 4 Ekim Hayvan Hakları Gününde gerçekleştiren Veteriner Hekim Ufuk Göktaş'a Teşekkür ederiz.
Akçakoca Belediyesi'nden Hayvanların acil yaralanma ve zehirlenme durumlarında 7/24 Acil  hizmet verecek Veterinerlik hizmetleri talebimiz sürmekle birlikte; Sokak Hayvanları dışında belediyenin başka işleri ile de görevlendirilen tek veterinerin her olaya zamanında müdahale edebilmesinin güç olduğunun farkına vardığımız ve sıkıntılarını hep birlikte yaşadığımız için, hayvan severlerin veterinere ulaşana kadar ilk müdahalenin nasıl yapılacağını bilmelerinin hayat kurtaracağını düşünerek talepte bulunmuştuk.
4 Ekim tarihinde Belediye Meclis Salonunda gerçekleşen sunumda; Veteriner Hekim Ufuk Göktaş ilk yardımın nasıl yapılacağı hakkında doyurucu bir sunum yaptı. Bu sunumda; yaralı hayvana nasıl yaklaşılması gerektiğinden, kanamalı durumlarda, düşmelerde, boğulmalarda, donmalarda ilk müdahalenin nasıl yapılması gerektiğinden bahsetti. Sunum sırasında Tarım İlçe Veterineri Ahmet Yıldırım ve Serbest Veteriner Kadir Uçak Beyler Ufuk Bey'i yalnız bırakmadılar.
Bu sunum için Ufuk Göktaş'a teşekkür eden Dernek Başkanı Mükafat Ata, ilk yardım konusunda bilgilenmenin hayat kurtaracağının altını çizdi.
Yaklaşık 20 kişinin katıldığı seminer ilgiyle izlendi ve eğitime katılanlara sertifika verildi. İlk yardım çantası sınırlı sayıda olduğundan asıl sahada çalışanlara kalmasa da, veterinerimiz alamayalara malzemeleri verebileceğini söyleyerek durumu idare etti.
Sunumdan sonra Başkan Yardımcısı Cengiz Çevikel Mutlu Çiçek Evi'nin derneğimize bağışladığı çiçeği ve teşekkür Belgesini Ufuk Göktaş'a sundu.
Akçakoca Belediyesi'nde yapılan sunumdan sonra Çözüm Dersanesinin " Çocuklara Hayvan Hakları ile sohbet" davetine katılan dernek yönetimi daha sonra sokak hayvanlarını besledi.



15 Eylül 2018 Cumartesi

DERNEKLER SİVİL TOPLUM KURULUŞLARIDIR VE GÖNÜLLÜLERİN DESTEĞİYLE GÜÇLENİR...

Derneğimiz Yaşam Hakkını savunmak amacıyla kurulmuş olup, Yaşadığımız Habitatta kendisini koruyamayan; Yaşlı, Engelli, Kadın, Çocuk ve Hayvanların korunmasına yönelik farkındalık çalışmaları yapmaktadır. Yaşadığımız çevrenin ve doğanın koruması, gelecek kuşaklara aktarılması konusunda okullarda duyarlılık oluşturmaya çalışıyoruz.
Daha çok mağdur insana, mağdur hayvana ulaşabilmek için gönüllü destekler gerekiyor. Elinizde bir projeniz olsa bile, sivil toplum kuruluşlarına destek veren kurumlardan o proje ile ilgili bağış almak kolay değil. Bizim elimizde böyle bir imkan yok. Elimizde, avucumuzda ne varsa - hatta çoğu kez kendimizden kısarak- bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Tabii ki yaşayan canlıların en mağduru olan hayvanlara öncelik veriyoruz. Çünkü; Onlar dertlerini anlatamadıkları gibi, insanlardan şiddet görüyorlar ve haklarını savunamıyorlar.



İnsanların iyi niyetlerini sömürerek bağış ve yardım alan ve bunları kendi kişisel amaçları için kullanan kötü niyetli insanlar yüzünden asıl ihtiyaç sahiplerine ulaşamıyoruz. Oysa  dernek hesapları denetime açıktır. Valiliğe bağlı Dernekler Masası tarafından her an incelenebilecek ve usulsüz harcamalardan dolayı hesap sorulabilecek şeffaflıkta tutulur.
Aldığımız her kurşun hesabını vermeye hazırız.
MAMAKUMBARASI Hesabından gücünüz yettiği kadar mama bağışı yapabilirsiniz.

Temizmama/Barınaklara Bağış Bölümünden Dohaycan adına mama bağışlayabilirsiniz.

Yaralı Hayvanları Kliniklere götürebilmemize veya yavrulara süt almamıza destek için bağış yapabilirsiniz.


Değerli Dostlar
Sivil toplum örgütleri gönüllü katılımcıların emekleri ve üye aidatları ve bağışlarla güçlenir. Ülkemizde bağış yapma geleneği dünya ortalamasının çok altındadır. Bunun sosyolojik ve ekonomik nedenlerinin iyice araştırılması gerekir. Peki maddi katkılar bu kadar zayıfken gönüllü olarak emek harcayanların derneklere üye olma potansiyelinin yüksek olduğunu söyleyebilir miyiz? Maalesef HAYIR ! 

Kamoyunda derneklerin, bolca para yiyen milleti dolandıran kuruluşlar olduğu algısı sürekli pompalanmaktadır. insanlar bu şekilde, ülkemizde zaten zayıf olan derneklerden soğutulmaktadır. Oysa dernek hesapları yasal ve devlet tarafından takip edilen hesaplardır. Kişisel izinsiz toplanan bağışlarla derneklerin alakası yoktur.
Şimdi bizler karınca kararınca bile olsa derneklere destek vermezsek, gönüllü çalışan aktivistler yardım çağrılarına nasıl koşacaklar? 


Araç, ulaşım, veteriner hepsi para ile oluyor. Derneklerde aktif çalışan üç beş gönüllü ile yardım çağrılarınıza cevap vermekte güçlük çekiyoruz. Kazalı yaralı hayvan çağrıları gelmeye başlayınca çok zorlandık zorlanıyoruz. Aramızda topladığımız paralarla bu çağrıların hepsine yetmemiz mümkün değil. Emekli ve aile sorumluluğu olan çocuk okutan insanlar var aramızda. Hatta kendisi yardıma ihtiyacı olan gönüllüler var. Yüreklerini koyuyorlar, yoktan mucize yaratıyorlar. . 

Klinik için Belediye Veterinerimizden ve ERVET'den destek alsak da; Ulaşım ve tedavi sonrası bakım harcamalarını derneğimiz üstleniyor.


Maddi destekleriniz olmazsa; ancak insanlardan gelen şiddete yönelik olarak yasal  bilgilendirme ve kamuoyu desteği verebiliriz. Tabii sadece maddi desteğe değil, manevi desteklerinize de ihtiyacımız var. Gelin bize katılın. Üye olun. Akçakoca Geçici Köpek Barınağını ziyaret edin. Yavrulara süt götürün... Karınca, kararınca. Elinizden ne geliyorsa... 

DEĞERLİ DOSTLAR, KADIN VE ÇOCUK HAKLARI KONUSUNDA DA BİR EKİP OLUŞTURMAK İSTİYORUZ. BU KONUDA ÇALIŞMA YAPMAK İSTEYENLER BİZİMLE İRTİBATA GEÇEBİLİRLER.

AÇIKLAMAMIZI ANLAYIŞLA KARŞILAYACAĞINIZI UMUYOR, DESTEKLERİNİZİ BEKLİYORUZ. ( Diğer faaliyetlerimiz için blogumuzdaki eski kayıtlara bakabilirsiniz)
---------------------------------


DERNEKLERDE GÖNÜLLÜ ÇALIŞANLARIN YAŞADIĞI SIKINTIYI ÇOK GÜZEL İFADE ETMİŞ. (TRAHAYKO)
"Suçlu Hayvansever
Hayvan hakları için ömrünü adayanların en büyük sorunu nedir ? Zaten sırtınızdaki yük yetmiyormuş gibi sürekli başınıza yeni sorumluluklar yükleyen insanlardır kesinlikle! Bir dernek bünyesinde ya da bireysel olarak hayvan hakları için çabalarsınız. Sayamadığınız kadar çok cana eliniz, yüreğiniz değer. Şartlarınızı sonuna kadar zorlarsınız. Özel hayatınız bile kalmaz. Üstüne bir de duyarlı(?) insanların yıkmaya çalıştığı sorumluluklar çıkar. Almak isteseniz de alamazsınız. Zira artık ne yeriniz kalmıştır ne bakımını üstlenebilecek gücünüz. Durumu izah edersiniz, anlamazlar. Üstüne bir de sizi sorgularlar!

‘‘Dernek değil misiniz alsanıza!’’
‘‘Hayvanseverim demesini biliyorsunuz ya!’’
İyi de sevgili arkadaşım, sen de insansın biz de! O hayvan senin karşına çıktı, senin sınavın. Zaten eğer elimizden gelse çare oluruz. Alamıyorsak sebeplerimiz var demektir.

Hayvansever Olmak
Bir dernek bünyesinde olmak demek maaşlı eleman demek değildir! Hayvansever olmak, çok sayıda hayvan bakmak demek, daha da çok sayıda hayvana bakabilecek güce sahip olmak demek değildir. Hayvanseverlerin hepsi zengin değildir. Hayvanseverlerin hepsi müstakil evlerde değildir. Hem zengin hem müstakil evlerde olsa bile, hayvanseverlerin hiçbiri hayvan beslemek zorunda değildir.
Sen de Çaba Göster
Bireysel olarak ya da dernek çatısı altında çalışan hayvanseverlerin hayvan sevgisini sorgulayan sevgili arkadaşımız: Eğer bir kedi köpek için yardım istiyor ve bizden beklediğin yardımı göremediğinde bizi ilgisiz ilan edip kendini bizden fazla hayvansever görüyorsan, bu durumda o bulduğun canın sorumluluğunu da pek ala alabilirsin. Klinikte sınırsız sayıda hayvanı ücretsiz tedavi edecek bir veteriner hekimle henüz hiçbirimiz tanışmadık. Hasta, yaralı, sakat ya da kırma hayvan sahiplenmek için çevremizde sırada bekleyen bir kitle maalesef hiçbir zaman olmadı. Etrafımızda bize destek olma arzusuyla yanıp tutuşan bir çevremiz de yok. Anlayacağın sen ne isen biz de oyuz. Farkımız bizim daha fazla çaba göstermemiz, sınırlarımızı imkânlarımızı daha fazla harcamamız o kadar.

2 Eylül 2018 Pazar

Yaşanacak bir Dünya için SES VER !

Dünyada yaşamın sürmesi için temiz suya ve temiz havaya ihtiyacımız var. İklimin giderek ısındığını, havanın ve suların kirlendiğini fark eden bilim insanları, Küresel İklim Değişikliğine Yol Açan Etkenlere karşı acil önlem alınması gerektiğini ileri sürmektedirler.
8 Eylül tarihinde, dünyanın dört bir yanında kentlerde, mahallelerde, sesimizin çıktığı her yerde iklim değişikliğine karşı yapılan etkinliklere biz de Akçakoca’dan ses veriyoruz!
Bu eylem gününün amacına uygun olarak; aşırı iklim olaylarıyla ülkemizi de esir alan ve küresel bir krize dönüşen iklim değişikliğine karşı yerel yönetimleri bir an önce harekete geçmeye çağırıyor ve yerel yönetimleri fosil yakıtlara dayanmayan / fosilsiz bir gelecek inşa etme sözü vermesini talep ediyoruz. Adil, yaşanabilir bir gezegen için değişimin tepeden inme bir şekilde gerçekleşmeyeceğini biliyoruz, bu yüzden 8 Eylül’de dünyanın dört bir yanında iklim için ses veriyoruz!
Termik santrallerden vazgeçilmesini, yenilebilir enerji kaynaklarına yönelinmesini, ormanlık alanların korunmasını, yeşil alanların arttırılmasını talep ediyoruz.

NEDEN SES VERİYORUZ?
“Küresel iklim değişikliğinin ana nedeninin Başta kömür olmak üzere fosil yakıtların yakılması, atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki ana sorumludur. IPCC’ye göre 2004 yılındaki insan kaynaklı sera gazı emisyonlarının %56’sı fosil yakıt kullanımında ortaya çıkan karbondioksite aittir. Ormansızlaşma da %17’lik bir paya sahiptir .

Fosil yakıtlar arasında ana sorumlu olarak "kömür" karşımıza çıkar. Küresel ölçekte birincil enerji talebinin %27’si kömürden sağlanırken, enerji kaynaklı sera gazı emisyonlarının %43’ü kömür kaynaklıdır. Kömürü %36 ile petrol, %20 ile doğalgaz takip eder . Kömür, üretilen bir birim enerji başına doğalgazın 1,7 katı karbondioksit’i atmosfere salar.
Kömürle çalışan termik santraller iklim değişikliğinin baş aktörleridir. Bunun yanı sıra sera gazlarının salınımı, büyük baş hayvancılık ozon tabakasının incelmesine, kutuplardaki buzulların eriyerek sıcaklığın artmasına neden olmaktadır.
İklim Değişikliği Bizi Nasıl Etkiler?

“İklim değişikliğinin etkisi, sadece sıcaklıklardaki artıştan ibaret değil. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı ve etkisinde artış, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranlarında artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insan toplulukları da ciddi risk altındadır.

Bilim dünyası, iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini en aza indirmek için ortalama sıcaklıklardaki artışın azami 2°C ile sınırlanması gerektiğini belirtiyor. Bu hedefin tutturulması için atmosferdeki karbondioksit oranının 450 ppm seviyesini aşmaması gerektiği konusunda uyarıyor.”
PEKİ, BU UYARILAR DİKKATE ALINIYOR MU? Dünya Enerji Kartelleri; enerji ihtiyaçları söz konusu olduğunda,iklim değişikliğinin yarattığı sonuçlar ne kadar ciddi olursa olsun, kar odaklı faaliyetleriyle dünyayı mahvetmeye devam ediyorlar. Başta ABD olmak üzere, sera gazları salınımı konusunda BM Çevre Programlarına uymamaya devam ediyorlar.

TÜRKİYE’DE YAPILMASI PLANLANAN 60 TERMİK SANTRAL İLE GELECEĞİMİZ YOK OLMA TEHDİDİYLE KARŞI KARŞIYA
Dünya yenilenebilir enerjiye yönelirken Türkiye’de termik santral ısrarı sürüyor. Kalitesiz kömürle çalışan termik santraller hem doğayı yok ediyor, hem de tehlikeli atık üretiyor.
12 BİN TON TEHLİKELİ ATIK ORTAYA ÇIKTI
“TÜİK verilerine göre, 2016 yılında termik santrallarda 12 bin tonu tehlikeli olmak üzere toplam 19.5 milyon ton atık oluştu. Toplam atığın yüzde 87.8’ini kül ve cüruf atıkları oluştururken yüzde 12.2’sini atık su arıtım çamurları, kimyasal atıklar, kâğıt, plastik, metalik atıklar ile evsel ve benzeri atıklar oluşturdu. Toplam atığın yüzde 83.3’ü kül dağı, kül barajı veya düzenli depolama tesislerinde bertaraf edilirken, yüzde 16.7’si ise atık bertaraf/geri kazanım tesislerine ve maden/taşocaklarına gönderildi.
Veriler tehlikeyi gözler önüne sermesine karşın, Türkiye’de hâlâ 60 termik santral tesisinin yapılacağı, bu santrallerin Adana, İskenderun Körfezi çevresi, Çanakkale,Eskişehir, İzmir, Hatay-İskenderun, Zonguldak- Bartın, Konya Kapalı Havzası, Kütahya-Seyitömer, Trakya gibi tarım arazileri ve turizme açık yerlerde yoğunlaştığı söylentileri bizleri derinden üzmektedir.
TEMA’nın hazırladığı rapor; Çanakkale’de işletmede olan ve işletmeye geçecek kömürlü santrallerin, ciddi boyutlarda hava kirliliğine neden olacağını ortaya koymaktadır.
İlçemize en yakın il olan Zonguldak’da, Ereğli-Amasra arasındaki sahil şeridine 13 termik santral daha planlanıyor. Zonguldak zaten 4 termik santralın yarattığı kirlilik nedeniyle can çekişiyor. Santraller Ereğli, Kandilli, Çatalağzı, Muslu, Saltukova, Sazköy, Amasra Mugada’da yer alıyor. Kent şimdi de Ömerağzı, sahilini yitirmek üzere. Bölgeye yeni termik santral planı gündemde. Santrallerin tümünün kurulu olduğu Çatalağzı halkı da kanserle mücadele ediyor. Diğerleri ise proje aşamasında. Bu durumu “Çok şükür bizim ilçemizde yok” diyerek görmezden gelebilir miyiz?
termik santralde ısrar etmek ÇEVRE CİNAYETİdir
Yapılması planlanan termik santrallerin tarım arazilerini yok edeceğini ve ülkemiz tarımının dışa bağımlı hale geleceğini, bundan üretici çiftçinin ve tüketici olarak da halkın zarar göreceğini tahmin etmek zor değil.
Oysa, Dünya Bankası ile birlikte birçok finansman kuruluşu, fosil yakıtları portföyünden çıkardı. Gelişmişlik düzeyi fark etmeksizin birçok ülke bir araya gelerek geleceğin enerji dönüşümü için platformlar kurdu. Türkiye bu ülkeler ile  aynı kulvarda yer alarak, yenilenebilir enerji yatırımları için uygun politikalar geliştirilmesinde aktif rol alması, ülkemize ve insanlığa daha fazla fayda vekatkı sağlayacaktır.
ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARINA YÖNELİNMELİDİR!
Güneş Enerjisi :
Rüzgar Enerjisi:
Jeotermal enerji
Dalga Enerjisi
Gelgit Enerjileri
Akıntı Enerjileri
Hidrojen enerjileri vb. yeni arayışların ve yatırımların yapılması gelecek nesillerimize bırakacağımız en doğru miras olacaktır.
BETONLAŞMA İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN BİR DİĞER SEBEBİDİR.
Ormanların yakılarak, yerine binaların yapılması oksijen kaynaklarımızı tüketmektedir. Bu konuda önlem alınması, beton ve asfalta dayalı yolların sera etkisini azaltacak şekilde planlanması, binaların yeşil alanlarla uyumlu olması, yeni ekolojik bina tasarımlarının desteklenmesi acil bir zorunluluktur.
İklim değişikliği tehlikeli boyutlara doğru ilerlemektedir; Su kaynakları azalmakta, tarım arazileri tükenmekte, bunun sonucu gıda üretimi azalmaktadır. Afrika’da insanlar açlık ve susuzlukla mücadele etmektedirler.Bu tehlikenin bizim kapımızı çalması çok uzak değil. Eğer bugünden önlem almazsak bizleri seller, fırtınalar, aşırı sıcaklık ve kuraklık bekliyor.
İklim değişikliği sonucu değişime ayak uyduramayan birçok bitki ve hayvan nesli yok olma tehlikesi ile karşı karşıya.
İklim değişikliğini önlemek için; Devletler, fosil yakıtlardan vazgeçmeli, yenilebilir kaynaklara yönelmelidirler. Bireyler olarak yapabileceklerimiz ise; bu konuda duyarlılık oluşturmak ve bireysel olarak her türlü israftan kaçınmayı suyu ve elektriği tasarruflu kullanmayı alışkanlık edinmeliyiz.





Kaynak : https://www.wwf.org.tr / http://www.iklimicinsesver.org/